HARUN YIGIT
  Eylül
 

Eylül  

İşte, yine geldi Eylül
mevsimin en zor ayı
ağaçlara bakmak bile yetiyor
Eylül'ü anlamak için
pencereden dışarıyı seyrediyorum
sararmaya başlamış yapraklar
renklerin çılgınlığı uçuşuyor havada
of ki ne off
bir olgunluk biterken
bir çılgınlık başlıyor
Eylül aşinalıklarında
yitip gidenlerin yanık tütsüsü kokar
Eylül'de olmak zormuş be gülüm

Yeni bir sevdaya yelken açmışım
kanayan yaraya döndü yüreğim
kırkbin gecenin hüznü saklı içimde
çıplak tene düşen
kamçı kadar acılı
midemdeki öd suyu kadar zehirli
aşk kadar tutkulu
Eylül'de
kristal gibi kırılmalarım
beni meçhule götürür
hüzünleriyle birlikte eme, eme
Eylül'de sevmek zormuş be gülüm

Oysa şimdi
bir başıma ve yalnızım
sarılıp kucakladıklarımın
terk edişleri düştü içime
ihanetleri yaşatanların
orospulukları geldi aklıma
bir de
Hera'nın Zeus'u aldatışı
aklımı baştan alıyor
Yunan'lı Afrodit kadar güzel dilberler
hani
bağ bozumu rengindeki solgunluk var ya
işte öyle ürpertici
Eylül'de yalnızlık zormuş be gülüm

Sabah serinlikleri üzerimde kırağı
kısrak huylu
tay bakışlı bir güzel edasıyla
ılık rüzgarları değer akşamları alnıma
Eylül yağmurlarında
başlamadan yitirmişim sevişmelerimi
Ellerim boşluğunda dolaşır
yüreğim yalnızlığında üşür
Eylülde gülmek zormuş be gülüm

Tükenen zamanda
biryerlerim sararmış
hüzün gibi akıtıyor beni Eylül
sona doğru tüketiyor beni Eylül
mahzun görünüşünde
ölümün tehtitkarlığı yatıyor
kim ne derse desin
Eylül'de ölmekten korkuyorum
Eylül'de ölmek zormuş be gülüm....Harun Yiğit 27 kasım 2004.... 20.00

Ahmet Altan'in 2004 Eylül tarihli Eylül makalesinden esinlenerek siirsellestirmeye calistim

 
   
 
=> Willst du auch eine kostenlose Homepage? Dann klicke hier! <=